Sirkü 2097 Maden devlet hakkı payı ne zaman gider yazılmalı
3213 sayılı Maden Kanunun 3 ncü maddesinde
Devlet Hakkı: Maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım.
Olarak tanımlanmıştır.
Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 75. Maddesi gereği,
Ruhsat sahibi, her yıl Nisan ayı sonuna kadar bir önceki yıl gerçekleştirdiği, işletme faaliyetleri ile ilgili olarak her işletme izni için ayrı ayrı satış bilgi formunu doldurarak Genel Müdürlüğe vermek zorunda oldukları,
14 üncü maddesinde ise,
Devlet hakkının, bu Kanun hükümlerine uygun ve doğru bir şekilde hesap ve beyan edilmesine ilişkin tüm hususları, ruhsat sahasının büyüklüğü, maden grubu veya türü, işletme cirosu veya işletmenin kamuya ait olup olmaması hususlarını dikkate alarak, 3568 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yeminli mali müşavirlerin tasdikine tabi tutabileceği,
Ocak başı satış fiyatı üzerinden ihaleyi alandan her yıl haziran ayı sonuna kadar Devlet hakkı payı alınacağı,
Hüküm altına alınmıştır.
Bu hükümler uyarınca mükellefler Maden Devlet Hakkı Payı hesap etmekte ve takibeden yılın haziran ayı sonuna kadar ödemektedirler.
Yasal düzenlemeler böyle olunca da doğal olarak bir önceki yılda gerçekleştirilen satışlarla ilgili verilmesi gereken bilgi formu ve bu formda belirtilen tutarlar üzerinden devlet hakkı payının hesaplanması ve ödenmesi işlemleri, bir sonraki yıl içinde yapılabilmektedir.
Ödenen Maden Devlet Hakkı Payı ise Vergi idaresince verilen
GİB. Ankara VDB’nin 12.03.2015 tarihli ve 38418978-125[8-14/1]-283, İstanbul VDB.nin 20/02/2013 tarih ve 62030549-125[6-2012/380]-230, Uşak Defterdarlığı’nın 19.2.2013 tarih ve 52796708-193/03-1 sayılı).
“Maden devlet hakkının Fiilen ödendiği hesap dönemine ait kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.”
Yönündeki Özelgeleri gereği ödemenin yapıldığı hesap döneminin kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak yazılmakta idi.
Ancak,
Konuyla ilgili ihtilaflarda Danıştay kararlarında “maden devlet hakkı payının, fiilen ödendiği yılın/hesap döneminin değil, tahakkuk esası ve dönemsellik ilkesi gereği maden üretiminin gerçekleştirildiği ve pay tutarının hesaplandığı yılın/hesap döneminin vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceğine”hükmetmekteydi. (Danıştay 3. Dairesi’nin 08.10.2024 tarihli ve E.2023/6031, K.2024/5180 sayılı Kararı)
Nitekim son olarak
Danıştay 3. Dairesi’nin 15.12.2025 tarihli ve E.2023/8674, K.2025/5499 sayılı Kararı).
“Türk vergi sisteminin tahakkuk esasını ve dönemsellik ilkesini benimsemiş olduğu, tahakkuk esasının, gelir ve giderlerin tahsil edildikleri veya ödendikleri döneme bakılmaksızın maliyet ve tutar itibariyle kesinleştikleri dönemin gelir ve gideri olarak dikkate alınmasını, dönemsellik ilkesinin ise işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belirli dönemlere bölünmesini ve her bir dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasını ifade ettiği, maden devlet hakkı payının, 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca satışların yapıldığı yıla ilişkin olarak elde edilen hasılat üzerinden hesaplanan dolayısıyla 2018 yılına ait gelir ve gidere ilişkin bir tutar olduğu, dönemsellik ilkesinin gereği olarak 2018 yılında tahakkuk eden maden devlet hakkı payının bu yıl hesapları ile ilişkilendirileceği, tahakkuk esasının bir gereği olarak da ödenmiş olması şartının bulunmadığı dikkate alındığında, 2018 yılında tahakkuk eden ancak 2019 yılında ödenen maden devlet hakkı payının 2018 hesap döneminde gider olarak kaydedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına”
Hükmetmiştir.
Danıştay kararları müstekar hale gelmiştir. Mükellefler de 2025 yılından itibaren bu kararları esas alarak
Maden devlet hakkı payı ödemelerinin fiilen ödendiği yılın/hesap döneminin değil, tahakkuk esası ve dönemsellik ilkesi gereği maden üretiminin gerçekleştirildiği ve pay tutarının hesaplandığı yılın/hesap döneminin vergi matrahının tespitinde gider olarak dikkate almaya başladılar.
Ayrıca bu uygulama iyice yaygınlaşmaya başladı.
Mevcut durum böyle olunca Maliye’nin de, mevcut görüş ve uygulamasını Danıştay’ın yerleşik hale gelen bu kararları doğrultusunda değiştirmesinde fayda olduğunu düşünmekteyiz.
———————————
Hatırlatma:
Sirkülerimiz bilgilendirme amaçlı olup belirli bir konu hakkında genel çerçevede bilgi vermek amacını taşıdığından içerikten kaynaklanan veya içeriğe ilişkin ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.
Bu sirkümüzde yer verilen bilgiler yazının tarihi itibarıyla geçerli olup, yazı tarihinden sonra gerçekleşebilecek yasal değişiklikler, gelişecek uygulamalar ve yargı kararları ileride farklı düzenlemeleri ve değerlendirmeleri gerektirebilmektedir.
Bu nedenle konular ile ilgili karar vermeden önce profesyonel bir danışmandan görüş ve destek alınması tavsiye olunur.
