İhracat Bedellerinin Tahsilatında Tevsik Zorunluluğu | ÖMER KALIN

İhracat Bedellerinin Tahsilatında Tevsik Zorunluluğu

Bilindiği üzere ihracat bedeli;

  • Bankalar aracılığıyla havale şeklinde,
  • İthalatçı, ihracatçı veya bunlar adına hareket ettiğini beyan eden Türkiye’de veya dışarıda yerleşik üçüncü kişilerce efektif olarak,
  • İthalatçı, ihracatçı veya bunlar adına hareket ettiğini beyan eden Türkiye’de veya dışarıda yerleşik üçüncü kişilerce çek olarak,
  • Kredi kartı ile

tahsil edilebilmektedir.

Yine efektif olarak getirilen ihracat bedelinin yurt dışından getirildiğinin tespiti gümrük müdürlüklerince onaylı Nakit Beyan Formu (NBF) ile belgelenebilmektedir.

Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 32 sayılı Kararda 2008 yılı başlarında yapılan değişiklikle  ihracat bedellerinin tasarrufu serbest bırakılarak, Kambiyo mevzuatı açısından ihracat bedellerinin belirli sürede Türkiye’ye getirilerek bunun belgelendirilmesi zorunluluğu kaldırılmıştır. Ancak düzenleme Kambiyo mevzuatına ilişkin olduğundan yurtdışından olan alacaklarla ilgili vergi mevzuatında yer alan (üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki –transfer fiyatlandırması yolu ile örtülü kazanç dağıtımı- dövizli alacakların değerlemesi vb) düzenlemeleri etkilememektedir.

Nitekim halen ihracat bedeline ait dövizin Türkiye’ye getirilmesi ve bu durumu tevsik eden Döviz Alım Belgesinin (DAB) ibrazı; 26 seri nolu KDV genel tebliği uyarınca hizmet ihracı istisnasının, 61,64 ve 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri uyarınca da “Türkiye’de İkamet Etmeyenlerle Döviz Karşılığı Satışlarda KDV İhracat istisnası” (Bavul Ticareti) ile bu kapsamda faaliyette bulunanlara “ihraç kaydıyla teslim” uygulamasının bir şartıdır.

Dolayısıyla, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda yapılan değişikliğin, yukarıda belirtilen işlemlerde KDV ihracat istisnası ve tecil-terkin uygulaması bakımından bir etkisi bulunmamaktadır.

Yine DAB’ ın düzenlenmesi için yurtdışından gelen paranın belgelendirilmesine ilişkin Kambiyo mevzuatından kaynaklanan kimi şartların mevcut olduğu da bilinmelidir.

İhracat bedelinin tahsilatına ilişkin genel hükümler yukarıda özetlenmiştir. Ancak bu düzenlemeler dışında da Maliye Bakanlığının yayımladığı VUK Genel Tebliğleri ile tahsilatın belgelendirilmesine ilişkin genel düzenlemeler vardır.

Vergi Usul Kanununun 257/2. maddesinde Maliye Bakanlığı, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirlemeye yetkili kılınmıştır.

Maliye Bakanlığı söz konusu yetkisini kullanarak 320323, 324 ve 332 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerini yayımlamıştır. Söz konusu tebliğlerde, mükelleflerin ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden mal ve hizmet bedeli olarak yapacakları 8.000 Türk Lirasını aşan tahsilat ve ödemelerin banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapılması gerektiği ve buna ilişkin düzenlemelerin neler olduğu açıklanmıştır.

Uygulamada yabancıların gerek mal almak gerekse de bağlantı yapmak için, yanlarında yurda soktukları dövizleri yerli işletmelere verdikleri görülmektedir. Özelikle Orta Doğuya yapılan ihracatlarda bu ödeme şekli oldukça yaygındır. Nitekim nakit beyan formu ile yurda sokulan nakitlerde bir sınırlama mevcut değildir.

Böyle durumlarda ise Türkiye’den alacağı mallar karşılığında, yanında yurda döviz getiren kişi,  yukarıda sayılan tebliğlerdeki düzenlemelere girmemektedir. Zira;

Türkiye’de birinci ve ikinci sınıf tüccar, kazancı basit usulde tespit edilen ticaret erbabı, defter tutmak zorunda olan çiftçi, serbest meslek erbabı veya vergiden muaf esnaf değildirler.

Ancak, yaptıkları ödemeler tamamen ticaridir.

Ankara Vergi Dairesi benzer bir konu için verdiği 25.04.2011 tarih ve 7932-248 sayılı özelgede,

“Mükelleflerin muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğu kapsamında ihracat bedellerinin tahsilatına ilişkin olarak Vergi Usul Kanununun Mükerrer 257. maddesinde yer alan yetki çerçevesinde herhangi bir düzenleme yapılmadığını belirtmiştir. Dolayısı ile Gelir İdaresinin görüşüne göre de tevsik zorunluluğuna ilişkin düzenlemeler ihracat bedelleri için geçerli değildir.”  Şeklindedir.

Hal böyle olunca, İhracat bedellerinin yurda nakit olarak getirilmesi mümkün olduğundan, bunların tahsilatının banka, özel finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik edilmesinin zorunlu olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak döviz alım belgesi düzenlenmesi gerekmeyen hallerde dahi (hizmet ihracı ve özel faturalı satışlar dışındaki ihracatlarda), nakdin Türkiye’ye getirildiğini tevsik eden nakit beyan formunun düzenlenmesinin sağlanması ve bu belgenin muhafazası uygun olacaktır.